//
you're reading...
International Relations, Middle East, Russia

İran Gerginliğini Gölgeleyen Suriye Gerginliği ve Rusyanın Yeni Askeri Genişlenme Mekanı – Suriye


19 Haziranda Moskovada İranın nükleer programı ile ilgili yeni P5+1 görüşmeleri (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya + İran) yapılmıştır. Bir önceki, Bağdat görüşmelerinde olduğu gibi bu kez de İrana uranyum zenginleştirme işlemlerini durduması teklif edilse de, İran bu teklifi redd etmiş ve kendi teklifini öne sürmüştür: 1. Uluslararası birliğin İrana “sivil amaçlı” uranyum zenginleştirme (%3 oranında) hakkını tanımalı; 2. İrana uygulanan yaptırım ve ambargoların kaldırılmalıdır.

Ayatullah Hamnei İrana uygulanan bu ekonomik yaptırımları “ekonomik cihad” olarak isimlendirmiştir. Fakat, bu Birleşik Milletlerin Güvenlik Konseyinin İranın uranyum zenginleştirme süreçini tamamen durdurması kararına zıt olduğundan P5 ülkeleri için bunu kabul etmek zor. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad defalarca, Avrupanın ona nükleer yakıt sağlayacağı takdirde uranyum zenginleştirmesini durduracağını beyan etmişdir. P5+1 görüşmelerine ev sahibliği yapan Rusya ise, V.Putinin seçilmesi ile yine kendisinin dünya güçü olduğunu kanıtlaması için görüşmelerin olumlu bir sonuç almasını istemektedir. Çünki, bundan önceki, 2011 Ocak İstanbul, 2012 Nisan İstanbul ve 2012 Mayıs Bağdat görüşmeleri sonuçsuz kalmıştır.

Bu süreçden en çok tedirgin olan ülke ise İsraildir. İranla yapılan konuşmaların sonuçsuz kalması İranın lehine olmakta ve dolayısıyla da İran uranyumu zenginleştirmek için vakit kazanmaktadır. İrana muhtemel Amerikan saldırısı ise ABD`deki bir sonrakı başkan seçimlerinden sonra belli olucaktır, çünki şimdiki ABD hükumetinin İrana yakın zamanda askeri saldırısı ihtimalı çok az. İrana askeri müdahele sadece İsrail veya İranın kararlarına değil, aynı zamanda, İsrailin en iyi müttefiki ABD`nin ve İranı BM Güvenlik Konseyinde destekleyen Rusya ve Çinin de kararlarına bağlıdır. İsrail 1981 ve 2007`de sırasıyla Irakda Osirak ve Suriyedeki nükleer tesisleri imha etse de, İranda bu düşünüldüğü kadar kolay olmaya bilir. Çünki, İranın nükleer tesisleri coğrafi açıdan büyük bir arazide konuşlanmıştır. Şöyle ki, İranın nükleer tesislerini mahv etmesi için İsrailin 100`den çok savaş uçağına ve bu uçakların geri dönmesi için yakıt doldurma uçaklarına ihtiyaçı var.

Bunun karşılığında da, İran Hizbullah ve Hamasın askeri desteği, ballistik füze saldırısı ve Hürmüz Boğazını kapatmakla cevap vere bilir. İranın nükleer programının endişe yaratmasındakı diğer sebep ise, nükleer silahların İslami Devrim Muhafızları tarafından kontrol edileceği ve nükleer denizaltılar yapma planıdır. İran kendisine karşı artan gerginliğe ABD`nin Azerbaycandakı ve Gürcistan, Hindistan ve Taylanddakı İsrail diplomatik personellerine suikast düzenlemekle cevap vermek istemiştir. İran sadece bununla yetinmemiş, Suriye hükumetine silah, ordu ve para yardımı göstermektedir, aynı zamanda, Afganistan ve Irakda ABD askerlerinin öldürülmesinde suç ortaklığı yapmıştır. Şübhesiz, ABD de İsraille İrana karşı bilgi istihparatı ve siber saldırılar için işbirliği yapmaktadır.

İran eğer nükleer silah edinirse, bu ABD`nin Irak, Afganistan, Bahreyn (ABD`nin 5. Deniz donanmasının olduğu yer), Birleşik Arap Emirlikleri, Katar (ABD Merkezi Komutanlığının merkezi), Yemen ve Lübnanda etkisine sorun oluşturacaktır. Bu doğrultuda, yeni-nükleer-güç-İran Rusyanın da çıkar alanları (Orta Asya ve Kafkasya) için hegemonya tehditi oluştura bilir. Resmi Tahran nükeleer konuşmalara bakmaksızın, resmi Pyongyang ve Karakasla nükleer tesislerini donatmak için işbirliği yapmaktadır.

Diğer taraftan ise, muhtemel bir askeri çatışma petrol fiyatlarını yükseltecektir. Avrupa Birliği artık Temmuz ayından İrandan petrol alışını durduracaktır. Bu ise petrol tüketici ülkeler için bir kabusdur. Artan petrol fiyatlarından yararlanacak ülkeler ise diğer OPEC ülkeleri, Rusya ve Venesueladır. Heritage Foundation`un Rusya, Avrasya ve Uluslararası enerji politikası üzere uzmanı Ariel Koene göre, “petrol fiyatları yükseldiği takdirde, Fars körfezine, Rusyaya ve Venezuelaya altın yağmuru yağacaktır.”

Geçen yılın ilk aylarında başlayan Arap Baharı süreçinde “Devrim Volkanları”nın patladığı bir diğer mekan ise Suriye olmuştur. Son günler Suriye sorunu uluslararası birliğin de cezb edildiği bir soruna dönüşmüştür. Artan İran gerginliğinin yerini Suriyeye verdiğini görmekteyiz. İran nükleer programı üzerindeki konuşmalar Suriye olayı ile gölgelenmiştir. BM hesaplamalarına göre, 2011`in Mart ayından bu yana Suriyede 12.000 kişi sivil savaşlarda ve protestolarda hayatını kayb etmiştir.

Londranın “Guardian” gazetesinde çıkan bir habere göre ise, Suudi Arabistan ve Katar Suriyedeki “Özgür Suriye Ordusu” adlı devrimci gruplara ve Suriye muhalefetine askeri donanımları için finansal yardım sağlamayı planlıyor. Habere göre, bu plan artık Ar-Riyad tarafından Amerikan resmileri ve arap dünyası ile artık tartışılmıştır. Gazeteye göre, bu fikrin ortaya çıkması Türkiye-Suriye sınırından isyancı gruplara silah sevkiyyatının yapılması ile aynı zamana denk gelmiştir. Haberde aynı zamanda, Türkiyenin İstanbulda devrimci qruplara Suriyedeki devrimcilerle irtibata geçmek ve silah sevkiyyati için kordinasyon merkezinin açılamasına izin verdiği belirtilmiştir. The New York Times gazetesine göre ise, Türkiye sınırdan Suriye muhalefetine sevk edilen silah CİA tarafından kontrol edilmekte ve gerçekleştrilmektedir.

22 Haziran Malatyanın Erhaç hava üssünden kalkan “F-4E Phantom” tipli savaş uçağı ile irtibat yarım saat sonra Akdeniz üzerinden kesilmiş ve uçak ülkenin güney-doğu sınırlarında kayb edilmişdir. Bunun ardından Suriye hükumeti Türkiyenin savaş uçağının ülkesinin hava sınırını ihlal etdiyi için vurduğunu beyan etmiştir. Türkiye tarafından arama-kurtarma çalışmaları devam etmektedir. Suriyenin bu adımına resmi Ankara büyük olasılıkla cevap verecektir. Türkiyenin NATO`nun güçlü üyelerinden biri olduğunu göz önüne alırsak, Türkiye ile beraber NATO da bunu cevapsız bırakmayacaktır. Türkiyeli analistlere göre, Türkiye bu konuyu BM ve NATO`ya kadar taşıya bilir. En azından artık NATO`nun Suriyeye askeri mühdahelede bulunması için bir sebep/bahane olucaktır. Çünki, NATO tüzüğünde “NATO`nun her hangi bir üyesine yapılan saldırı blokun tüm üyelerine karşı yapılmış bir agresivliktir” maddesi de yer almaktadır. Fakat Suriyenin Türkiye uçağını gerçekten hava sınırını ihlal etdiyi için vurup vurmadığı kesin değil. Peki Suriyeni bu addımı atmasına sebep nedir?

Suriye hükumetini Rusya mi yoksa İran mı buna tahrik etdi? Rusya ve İranın bunu batının Suriyeye mümkün askeri müdahelesi için bir haberdarlıq eylemi olarak gerçekleştirmesi mümkün. Görüldüğü kadarıyla, Suriyeye her hangi müdahele sonuçunda Rusya ve İranın Suriyenin arkasında duracağı kesindir. Çünki, Suriye kendisini NATO`ya karşı koruyamaz. Örneğin, 2007`de kendi nükleer tesisini İsrailin hava saldırısından koruyamamıştı.

Geçen yılın Ocak ayında, Tartus limanına giden “Admiral Kuznetsov” gemisi Suriyeye sekiz Su-33 jeti ve iki Ka-27S helikopteri gütürmüştür. Geçen hafta ise Rusyanın askeri gemisi olan “Caesar Kunikov” ve “Nikolai Filchenkov” Karadenizdeki Sevastapol limanını terk etmiştir. Geminin Suriyenin Tartus limanına Rus deniz donamasını korumak için silah ve askeri donanım götürmesi yönünde söylemler var. Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanı Hilari Klinton, Rusyanın Suriye hükumetine silah yardımı yapması konusunda tepkisini bildirse de, Rusya buna itiraz etmiştir. Rosoboronexport`un başkanı Anatoliy İsaykin, Suriyeye gönderilen askeri donanımın sadece Tartusdakı askeri personelin ve altyapılarının güvenliğini sağlamak amaçıyla gönderildiğini açıklamıştır. Suriyeye gönderilen askeri donanımların listesine Pantsyr-S1 füze sistemi, Buk-M2 – savaş uçakları için füzeler ve Bastion – karadan gemileri vurmak için füze sistemi dahildir.

Tartus küçük bir askeri liman olsa da, Rusyanın eski Sovyetler Birliğinden kenarda olan son askeri üssüdür. Bu liman vasıtasıyla Rusyanın gemileri Akdenizden Karadenizdeki limana geri dönerken yakıt doldurma işlemlerini gerçekleştiriyor. Rusya 1973 Arap-İsrail savaşından bu yana Suriyenin en yakın müttefiklerinden biri olarak ona devamlı olarak askeri donanım sağlamaktadır. Budan başka, Suriyede Rusya büyük elçiliği denetimi altında Rus hava savunma sistemi üzere askeri uzmanlar çalışmaktadır. Bu ise batı ülkelerini tedirgin etmektedir. Şöyle ki, her ne kadar batı ülkeleri, özellikle de ABD Rusyanı Sureyideki hükumete isyancıları yatırmak için askeri yardım (savaş helikopterleri) gösterdiğini iddia etse de, Rusya da ABD ve diğer batı ülkelerini Suriyedeki devrimci grupları ve Suriye mühalefetini hükumete karşı savaşmak için silahla temin etdiğini bildirmiştir. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov Suriyeye helikopterlerin gönderilmesine ise şöyle açıklama vermiştir “bu yeni bir anlaşma değil, biz eski bir anlaşmanı yürütmekteyiz.” Çünki, Rusya artık 1990`da Suriyeye helikopter satmaktaydı. Şimdi gönderilen helikopterler de, muhtemelen şimdi yeniden onarılmış eski Sovyet helikopterleri olan “Mi-24” ve “Mi-17”dir. A.İsaykin ise açıklamasında “helikopterlerin onarılması için anlaşma 2008 yılından mevcut ve bu bir sırr değil ve Suriye son yıllarda Rusyadan alınan silahlara 500 milyon dolar harcamıştır” deye bildirmiştir.

Ayrıca Rusya ve Çin BM Güvenlik Konseyinin Suriye ile ilgili kararını da veto etmiş ve BM temsilcisi Kofi Annanın barış planını desteklemiştir. Fakat, batı Suriye muhalefetine silah yardımı yapmakla Annanın barış planını sekteye uğratmak istemektedir. The New York Times gazetesine göre, Rusyanın Suriyeye gönderdiği savaş gemilerinde füze savunma sistemleri de varmış. Amaç, bu sistemle Suriyeye karşı yapıla bilecek her hangi bir askeri müdaheleye missile cevabı vermektir. Bu arada Nezavisimaya gazetesinin haberine göre, Devlet Başkanı Vladimir Putinin Savunma Bakanlığına verdiği görevlerden birisi de Silahlı Kuvvetlerin ülke dışında askeri operasyonuna ilişkin yeni planın hazırlanmasıdır. Rusya ordusunun faaliyet göstereceği muhtemel ülkelerden biri de Suriyedir. Planın detayları üzerinde Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün (KGAÖ) Karargahında ve Şanghay İşbirliği Örgütünde çalışılmaktadır. Plana göre, 76. Pskov Hava Dvizyonu, Samara 15. Ordu Tugayı, Güney Askeri Bölgesinden Ana İstihbarat Direktörlüğünün (GRU) Özel Kuvvetleri Rusyanın sınır dışı operasyonu için hazır hale getirilmiştir. KGAÖ Genel Sekreteri bildirmiştir ki, Suriyedeki silahlı protestleri bastırmak için KGAÖ kendi barış güçlerini seferber ede bilir.

Görüldüğü kadarıyla, Rusyanın çıkar alanının  kapsamı gitdikce büyümektedir. Önceleri Kafkasya ve Orta Asya ile yetinen Rusya şimdi artık, İrana, ordan da orta doğuya açılmıştır. Bu doğrultuda Suriye Rusyanın yeni çıkar alanı ve askeri genişlenme mekanı ola bilir. Çünki, Rusya Libya örneğini ikinci kez tekrarlamak istememektedir.

İlqar Qurbanov

Strategic Outlook uzmanı

You can find the original article at:  http://www.kafkassam-merkez.com/index.php?act=content&id=6244&id_cat=2

Advertisements

Discussion

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Contact me at:

Visitors

free counters

Blog Hit Counter

  • 31,824

StatCounter

wordpress stats

Enter your email address to follow this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 64 other followers

%d bloggers like this: