//
you're reading...
Energy Diplomacy

“Dağlık Karabağ” Faktörü Enerji Politikasında Sorun mu, Avantaj mı?


Yıl 1994, Azerbaycan egemenlik kazandıktan sonra, batılı şirketlerle imzaladığı “Asrın Anlaşması” ile enerji tarihine ilk başarılı imzayı atdı. Bu anlaşma Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının temelini atdı. BTC boru hattı, Azerbaycandan (Baküden) başlayıp, Gürcistan (Tiflis) üzerinden geçmekle, ham petrolü Türkiyenin Ceyhan limanına, ordan da dünya piyasalarına çıkaracaktı.

Proje ilk başlarda (şimdi de öyle) tamemen siyasi nitelikli bir proje olarak anılmaktaydı. Çünki, bazı uzmanlarca, Ermenistan Azerbaycanın topraklarının %20`ni (Dağlık Karabağ bölgesi de dahil olmakla) işgal ettiği ve şimdiye kadar da işgal altında tuttuğundan, boru hattının Ermenistan topraklarından değil, Gürcistan topraklarından geçmesi öngörülmüştü. Tabii eğer, Ermenistan topraklarından geçseydi daha az mesafe kat etmiş olur ve daha az maliyyet gerektirirdi. Evet, işin bu tarafı doğru. Peki, eğer Dağlık Karabağ sorunu bu gün olmasaydı ve boru hattı Ermenistan topraklarından geçseydi bunun avantajı ve dezavantajı ne olurdu diye düşünmek de gerek.

Bildiğimiz kadarıyla, Ermenistanın kendisinin petrol rezervleri olmadığından, petrol ihtiyaçını da Rusyadan sağlamaktadır. Sovyetler döneminden bu yana Ermenistan ihtiyaçı olan petrolü Ermenistan-Gürcistan-Rusya demiryolu vasıtasıyla ithal etmekteydi. 1990`ın başlarında Azerbaycanla demiryolu iletişimi kesildikten sonra Ermenistana petrol sevkiyyatı durdurulmuştur. Bundan başka, Abhazya ve Gürcistan sınırı kapatıldığından, petrol Kara Deniz üzerinden Gürcistana, oradan da, demiryolu vasıtasıyla Ermenistana sevk edilmektedir. Bundan başka, İran ve Ermenistan arasında İran-Ermenistan petrol boru hattının inşası için konuşmalar sürmektedir. Ermenistanın İranla ilişkilerini sağlama almasının temel sebebi zaten enerji faktörüdür. Bu bağlamda, Moskova-Yerevan-Tahran ekseni Bakü-Tiflis-Ankara eksenine rakip olmaktadır.

Ermenistanın, Dağlık Karabağ sorununun başlaması ile, doğudan Azerbaycanla, batıdan ise Türkiye ile sınırları kapanmıştır. Ablukada olan Ermenistan, ihtiyaçı olan doğal gazı Rusya ve İrandan sağlamaktadır. Ermenistanın termal santralleri doğal gazla çalıştığından, bu onu doğal gaz rezervleri açısından dünyanın en zengin ülkesi Rusyaya bağımlı yapmaktadır. Rusyanın Gürcistan ve Ermenistana ihraç ettiği doğal gaz iki hatla sağlanmaktadır: Kuzey Kafkasya-Transkafkasya boru hattı ve Mozdok-Tiblisi (Kuzey-Güney boru hattı) boru hattı.

Son yıllar (2011 yılında söz konusu olmuştu) tartışma konusu olan konulardan birisi de, Rusya-Ermenistan doğal gaz boru hattının (Kuzey-Güney boru hattı) Gürcistandan geçen kısmının Gürcistan hükumeti tarafından özelleştirilmesidir. Endişe konusu ise bu kısmın Azerbaycanın SOCAR`ı tarafından satın alınması ihtimaliydi. Gürcistan enerji güvenliği (teminatı) açısından Azerbaycana bağımlıdır ve SOCAR Gürcistandakı bir çok doğal gaz altyapı sistemini de kontrol etmektedir ve şirketin bu boru hattını almak için yeterli mali kapasitesi de var. Azerbaycan boru hattını aldığı taktirde istediği zaman ekonomik ve teknik sebepleri esas göstermekle boru hattının faaliyyetini durdura bilir. Çünki, boru hattı zaten çok eski donanıma sahip ve acilen modernizasyon işlemleri gerektirmektedir.

Ermenistanın doğal gaz ithal ettiği ülke sadece Rusya ile sınırlı kalmamaktadır, aynı zamanda İrandan da İran-Ermenistan doğal gaz boru hattı ile doğal gaz nakli yapılmaktadır. Botu hattı, Ermenistanın doğal gaz ithal ve dağıtım şebekesi üzerinde monopolü olan ArmRosGazprom şirketine mahsus olmakta ve yönetilmektedir. Şirketin de %80`i Rusyanın enerji devi Gazproma aittir. Çünki, Ermenistanın doğal gaz nakliyyat sistemi hemen hemen mahv olmuş vaziyyetdeydi ve güçlü yatırım gerektiriyordu. Ermenistanın da böyle bir kapasitesi yok. Rusya-Ermenistan doğal gaz boru hattının normal çalışması Ermenistan-Gürcistan ilişkilerinden değil, aksine Rusya-Gürcistan ilişkilerinin durumuna bağlıdır. Fakat, İranla ABD arasında anlaşmazlığı da göz önüne alırsak, olası bir savaş halinde İran-Ermenistan boru hattı zarar göre bilir. Ayrıca, Ermenistan İranı kendisinin elektrik üretiminin Orta Doğuya ihraçı için tranzit ülke olarak görüyor.

Ermenistanda, ArmRosGazprom bir yana kalsın, ülkenin hemen hemen tüm ekonomik, sosyal, teknik, iletişim ve sanayi altyapısı Rusyanın sahipliyindedir. Rusya, İran-Ermenistan doğal gaz boru hattının Ermenistana ait hissenin %75-ne sahip. Bunun da temel nedeni Rusyanın İranla AB arasındakı ilişkiler güçlendikten sonra kendi boru hattı projelerini koruya bilmektir. Ayrıca, Rusyanın Gazprom, RAO UES, RusAİ, Alrosa ve.s gibi dev şirketleri Ermenistanın sanayi, telekomunikasyon, hizmet, hava yolları ve demiryolu, bankacılık altyapılarını kontrol altında tutmaktadırlar.

Şimdi gelelim yine Dağlık Karabağ sorununa. Diyelim ki, bu sorun hiç olmamış ve Azerbaycan da Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru hattını (BTC sadece bir örnek, bu Bakü-Tiflis-Erzurum veya TANAP da ola bilir) Ermenistan üzerinden çektik ve Ceyhanda bitirdik. İlişkiler ekşidiği an Ermenistan petrol akımını durdurucaktı. İster teknik bahanelerle, isterse de direkt bir politik nedenle. Ne de olsa Rusyadan petrol ithalatı var. Diğelim, savaş boru hattının yapımından sonra başladı. Ermenistan ballistik füzelerinin Azerbaycanın topraklarında olan boru hatlarını vurmasını da istisna edemeyiz.

Diğer taraftan, Ermenistanda temel altyapılara, esasen de enerji altyapısına sahip olan bir Rusya böyle bir fırsatı göz ardı eder mi? Rusyanın İran-Ermenistan boru hattının %75`ne sahip olduğunu unutdunuz mu? Ermenistandan geçen bir BTC hattına tabii ki, de sahiplenmek isterdi. Çünki, boru hattı güzergahı Gürcistan değil, Ermenistan bile olsaydı, bu sonuçta Rusyanı bypass etmiş bir proje olucaktı. Fakat, Azerbaycanla Ermenistanın durumu farklı, Ermenistan borçları ve ekonomik sorunları yüzünden Rusyayı dışlayamaz durumda. Ama, Azerbaycan Ermenistan gibi Rusyaya bağımlı değil. Rusyanın boru hattında paya sahip olması Ermenistanın topraklarından geçen boru hattının hangi ülke tarafından inşa edilmesi ve sahiplenmesine bağlı olucaktı. Eğer, TANAP`daki gibi Azerbaycan Ermenistandan geçen boru hattında da büyük bir paya (veya tamamına) sahip olsaydı durum değişirdi tabi. Rusya bu kez Ermenistanla değil, Azerbaycanla masa arkasına oturmuş olurdu. Bu açıdan, Rusyanın Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile ilişkilerini göz önüne alarasak, Azerbaycan sahip olduğu enerji kaynakları açısından Rusya için diğer iki ülkeye göre daha farklı bir öneme sahiptir.

Hatırlatmadan geçmeyelim, kısa zaman önce Rusyanın devlet petrol şirketi Rosneft TNK-BP kosorsiyumunun tamamına sahiplendi. Bu sahiplenme, Rosnefte BP`nin Yönetim Kurulunda ek “koltuk” da sağlamış oldu ki, Rusya artık BP şirketinin istenilen uluslararası anlaşmalarında az da olsa söz sahipi olucaktı. Bu arada, BP`nin Trans-Anadolu Boru hattı (TANAP) konsorsiyumunda pay alma isteği olduğunu da biliyoruz. Rusyanın artık bu yolla Avrupanın “Güney Doğal Gaz Koridoru” konseptinde ve TANAP`da direk veya dolaylı yolla parmak izi olucak.

TANAP anlaşması imzalandıktan kısa bir süre sonra, BP, Total ve Statoil`in TANAP konsorsiyumunda pay sahibi olma imkanları söz konusu oldu. Bügünlerde de, her üç şirket TANAP`da belirli paylara sahip olmak için Azerbaycan Devlet Petrol Şirketine (SOCAR) müracaatda bulunmuşdular. Uzmanlar, Rusyanın LUKoil şirketinin de TANAP`da pay ala bilme imkanın olduğu bildirmişdiler, ama LUKoil`dan hiç bir resmi müracaat veya açıklama gelmemişti. Fakat, neden bügüne kadar Rusyanın TANAP konusunda sessiz kaldığı belli oldu. Putin ve Seçinin Kremlinde dolayı yolla (TNK-BP`ye sahiplenmekle) TANAP üzerinde etki yapma planları açığa çıktı.

Bir başka yaklaşım ise, Gürcistan açısından ele alına bilinir. Boru hatlarımız Ermenistan arazisinden geçseydi, Azerbaycanın Gürcistanla bügünkü ilişkileri aynı düzende olurmuydu? Peki, batının Gürcistana bügünkü yaklaşımı nasıl olurdu? Yine mi Gürcistanın NATO üyelik isteği bu kadar sıcak karşılanırdı? Peki ya Ermenistan, Rusyanın bügün Ermenistanda bulunan askeri üsleri ve birlikleri yine orda olurmuydu? Veya Dağlık Karabağda bügün Ermenistan, Rusya yardımı ile askeri tatbikatlar yapa bilirmiydi? Dolayısıyla da, Rusya “Dağlık Karabağ” veya “Hazarın Hukuki Statüsü” kartını Azerbaycana karşı kullana bilirmiydi? Görüldüğü kadarıyla Dağlık Karabağ sorunu kimler içinse avantaj, kimler içinse de sorun olarak kalmaktadır.

Fakat, Ermenistanın Dağlık Karabağ konusunda da değişmeyen tutumu onu bölgede gerçekleşen tüm enerji projelerinden dışlamaktadır. Ermenistanı tranzit ülke olma açısından ve Kafkasya enerji anlaşmaları açısından by-pass edilmektedir. Bu gibi izolasyon Ermenistana ekonomik açıdan büyük darbeler vurmaktadır ki, Hazar havzasının enerji kaynaklarını Avrupaya gütürecek her hangi proje Ermenistanı dışlamakta ve bu da Rusya-Ermenistan-İran eksenine karşı Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye eksenin güçlenmesi demektir. Doğudan ve Batıdan her iki ülke ile sorunlu ilişkileri olması, doğal kaynaklardan yoksun olma ve diğer iki Güney Kafkasya ülkesi gibi denize çıkışının olmaması Ermenistanı Rusya ve İranla ilişkilerini istikrarlı tutmaya zorluyor. Eğer Ermenistanın Rusyadan olan enerji bağımlılığı azalsa bile diğer alanlarda asla yalnız hareket edemez. Ermenistan doğu ve batıdan iki türk devleti tarafından blokadada olduğundan bu aynı zamanda Türkiyenin de Müslüman ve eski SSCB Türk-dilli ülkeleri ile (Orta Asya) entegrasyonunu engellemektedir.

Kısacası, bütün bu faktörleri göz önünde bulundurursak, Dağlık Karabağ sorunu çözülünce enerji politikamızın nasıl belirlenmesi çok mühim bir dış politika amaçına dönüşecektir. Tarihte yapılan yanlışlar bazen ya kanla, ya da büyük bir imaj kaybı ile sonuçlanmaktadır. Bütün bunları özetlersek, Azerbaycanın egemenlikten sonra yaptığı “Asrın Anlaşması” ve bügünkü enerji anlaşmaları çok doğru ve iyi düşünülmüş bir adımdır. Ülkenin güçlü bir enerji politikasına sahip olması sadece onun coğrafi konumu ve enerji kaynakları ile değil, aynı zamanda güçlü bir lider tarafından yönetilmesi ile de şartlanmakta. Yöneticinin ileriyi görebilen enerji politikasının mahsülünü Azerbaycanın bügünkü enerji alanında başarıları ile açıkça görmekteyiz.

 

Ilgar Gurbanov

Analyst on Russia and Energy Security

Strategic Outlook

 

You can find original article at: http://www.usgam.com/tr/index.php?l=800&cid=1513&bolge=7&konu=0#.UKDE1dJvgg0.facebook

Advertisements

Discussion

One thought on ““Dağlık Karabağ” Faktörü Enerji Politikasında Sorun mu, Avantaj mı?

  1. Reblogged this on turkischland.

    Posted by turkischland | 16/11/2012, 11:44

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Contact me at:

Visitors

free counters

Blog Hit Counter

  • 31,824

StatCounter

wordpress stats

Enter your email address to follow this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 64 other followers

%d bloggers like this: